Gençtürklerin 1919–1921 tarihli dava tutanakları

Yunus Gök (Embesil)

Yasaklı Üye
Katılım
9 Haz 2011
Mesajlar
9,160
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
31
Konum
Zile/Sivas/Türkiye
2011/06/14

Tatul Hakobyan
“Civilitas”
vakfı uzmanı
Ermenistan’da her yıl 1500 kitap yayınlanmaktadır. Bunların bir kısmı şüphesiz ki, değer arz etmektedir. Meline Anumyan’ın “Osmanlı basınına istinaden, Gençtürklerin 1919–1921 tarihli dava tutanakları” kitabı sadece değerli olmakla kalmayıp son derece önemlidir. Bu çalışma sayesinde İstanbul’da yayınlanan “Alemdar” gazetesinde basılmış olan Yozgat, Trabzon, Harput (Mamuret ül Aziz), ve Büyükdere dava oturumlarıyla ilgili makalelerin Ermenice tercümeleri ilk defa olarak bilimsel çevrelere sunulmaktadır. Trabzon davası iddianamesinin Osmanlıcadan çevirisi ilk defa olarak bilimsel çevrelere sunulmaktadır.
Batı Ermenistan ve Batı Ermenileri Araştırmalar Merkezi (müdürü Haykazun Alvırtsyan) tarafından yayına hazırlanmış olan 290 sayfalık bu kitabın bilim kurulu Ruben Safrastyan ve Anuş Hovhannisyan, sorumlu yazı redaktörü ise Arsen Avagyan’dan oluşmaktadır. “Alemdar” gazetesi nüshalarının kopyaları da Avagyan tarafından kitabın yazarına teslim edilmiştir.
Bu kitabın yayınlanmasıyla Türk resmi inkâr politikasına yeni bir darbe vurulmaktadır. Türk tarihçi Murat Bardakçı tarafından Talat Paşa’nın günlüğünün (Talat Paşa’nın Evrak-ı Metrukesi) yayınlanması neticesinde, “tehcir edilip yok olan” Ermenilerin sayısının yaklaşık olarak 925 bin olduğu Türkler için otomatikman belli olmuştu. Meline Anumyan’ın, Osmanlı basını verilerine dayanan bu kitabıyla, Birinci Dünya Savaşı esnasında Ermenilerin ihanet ettiği, Ruslarla bir olduğu, çatışmalar esnasında da hem Türklerin, hem de Ermenilerin acılı kayıplar vermiş olduğu konusundaki Türk resmi tezi yıkılmaya yüz tutmaktadır. Sadece Trabzon Ermenilerine karşı gerçekleştirilen canilikler, Türklerin bu tezini çürütmeye yeterlidir.
Ermeni Soykırımı’nı tertipleyenlerin baş sorumlularından Trabzon valisi Cemal Azmi ve diğer suçlulara yönelik 1919 baharında gerçekleşen mahkemeyle ilgili “Alemdar” gazetesinin 16 Nisan sayısında Trabzon “tehciri ve kırımları” suçlamasıyla mahkemede okunan suçlamada özellikle şöyle denilmektedir “Trabzon vilayeti merkeziyle mülhak kurâsında tatbik ve icrası sırasında: Evvela Ermeni zükûrunun ve onu müteakib muâmelât-ı tehciriyenin kendilerine de teşmil edilen nisvân ve sıbyânın tayin edilen mahallere sevkleri esnasında bunların bir kısmını Değirmendere cihetlerinde bîrahmâne katl, sıbyan ve nisvânını kayıklara bilirkâb deniz açıklarında denize atarak boğmak suretiyle telef, bir kısmını Hilal-i Ahmer Hastahanesinde tedavi maksadıyla suver-i muhtelife ile tesmim bunu müteakib emvâl, nukud, mücevherât vesair zî-kıyem eşyalarını yağma eylemek gibi bütün âlem-i beşeriyetin bir lanet ve nefretle yâd edeceği fezayih ve ef’âl-i cinâiyeye ictisâr eylemekle müttehem elyevm hal-i firarda bulunan Trabzon Valisi Cemal Azmi ve murahhas Nail ve hâzır-ı bilmeclis bulunan Mehmet Ali, Mustafa, Niyazi, Nuri ve rüfeka-yı sairesi bu azîm kitali vücuda getirmek hususunda her birerlerinin derece-i dahl ve iştirâkleri tayin-i cezaya esas olacaktır. Evvel-i emrde bunların tedkiki lâzime-i kanuniyedendir. Cemal Azmi, murahhas Nail bir kişi olmak münasebetiyle bu azîm kitali bittabi vücûda getiremezler”.
Trabzon’daki canilikle ilgili Osmanlı adaleti ve basını “azim kital” terimi kullanmıştır. Soykırım Genocide sözcüğü yüz yıl önce bilimsel literatürde dahi yoktu. Günümüz modern Türkçesinde kullanılan Türkçe soykırım sözcüğüne denk bir terim de yoktu o zamanlar. Osmanlı basını, katliam ifade eden taktil kelimesini kullanmaktaydı.
Osmanlı mahkemesi tarafından gıyabında ölüme mahkûm edilen Cemal Azmi’nin cezası Ermenilerin “Nemesis”i tarafından infaz edildi. 1922 Nisanında, Berlin’de Ermeni intikamcılar Aram Yerkanyan ve Arşavir Şirakyan, bir diğer katil olan Talat Paşa’nın eşinin yanında Azmi’yi ve Bahaeddin Şakir’i devirir. Yenibahçeli Nail layık olduğu cezasını biraz daha geç, Kemal Atatürk’ü öldürmeye ve İttihatçı yönetimi tekrar canlandırmaya çalışmak suçlamasıyla olsa dahi, 1926 yılının yazında buldu. Binlerce Ermeni kadını ve çocuğunu boğarak öldürme konusunda doğrudan sorumlu olan Nail, darağacına çıkarken büyük oğlundan annesine ve diğer kardeşlerine göz kulak olmasını rica etmekteydi.
Kitabın yazarı ilk defa olarak ve ayrıntılı bir şekilde 1918 Mondros Mütarekesi’nden sonra, Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkan Osmanlı İmparatorluğu’ndaki durumu ve “İttihat ve Terakki Partisi” yöneticilerine karşı gerçekleştirilen soruşturmaları sunmaktadır. Bunlar ise en başta İstanbul’dan kaçarak Avrupa ve diğer kıtalara yerleşmiş olan Talat, Enver ve Cemal paşalar, yani Ermeni Soykırımı’nın temel sorumlularıdır.
Eğitim ve İç İşleri Bakanlığı yapmış olan Ali Kemal, “Sabah” gazetesinde şöyle yazmaktadır. “Dört veya beş sene önce tarihte emsali olmayan bir cürüm işlendi; dünyanın tüylerini diken diken eden bir cürüm. Ebatlarını ve şeraitini anlatmak için, failleri beş, on değil, yüzbinler demek lazım… Hakikaten de, bu trajedinin İttihadın Merkezi Umumisinin aldığı kararlar temelinde planlandığı artık ortaya çıkmıştır”.
İç İşleri Bakanı Cemal kendisiyle yapılan söyleşilerden birinde, İttihatçıların, 800 bin kadar Ermeni’yi tehcire yollayıp katletmiş olduklarını kabul etmektedir: “…Hükümet bittabi herşeyden evvel İttihat ve Terakki’nin Osmanlılığa sürmüş olduğu lekeyi temizlemek ile mükelleftir. Bunun için tehcir ve taktil faciasını yapanlar hakkında hükümet lâzime-i adaleti icra edecektir. Hem bu yolda beyanatta bulunmuş olmakla telaşa düşmek doğru değildir. Çünkü İttihat ve Terakki demek Osmanlı milleti demek değildir. İttihat ve Terakki büsbütün ayrı bir eşkiya çetesinden ibaretti. Tehcir ve taktilden dolayı hükümet-i Osmaniye ile millete birşey terettüb etmez. Eğer tehcir ve taktili yapanlar tecziye edilmezse o zaman hükümet ve millet mesul ve muâtib olur”.
8- Mart 1919’da Sultan VI. Mehmet Vahdettin’in özel emriyle “İttihat ve Terakki Partisi” yöneticileri ve bakanlar İstanbul olağanüstü askeri mahkemesine teslim edilirler. Parti üyelerinin mahkemesi 28 Nisanda başlar ve 17 Mayısa kadar devam eder. Dava esnasında 11 partili ve üst düzeyde memur gıyaben, 20’si ise mahkemede hazır bulunarak yargılanmış, başbakan Sait Halim Paşa, Dış İşleri Bakanları Halil Menteşe ve Ahmet Nesimi, Adalet Bakanı İbrahim Pirizade, parti merkez komitesi ve Teşkilatı Mahsusa üyesi Rıza Bey, parti merkez komitesi genel sekreteri Mithat Şükrü, parti merkez komitesi ve Teşkilatı Mahsusa üyesi Ziya Gökalp sorgulanmıştır. Talat, Enver ve Cemal parti merkez komitesi üyesi, Eğitim Bakanı ve Teşkilatı Mahsusa yöneticilerinden Doktor Nazım, parti merkez komitesi üyesi ve Teşkilatı Mahsusa Doğu Vilayetleri kısmı yöneticisi Bahaettin Şakir gıyabında yargılanmaktaydı.
10 Nisan 1919’da Yozgat Ermenilerinin tehciri ve katliamı davası kararıyla idam edilen Boğazlıyan kaymakamı Mehmet Kemal’in infazıyla gerginleşen iç siyaset ortamı sonucunda 23 Mayısta İstanbul’da, genelde ittihatçılardan oluşan on binlerce kişinin katıldığı davalarla ilgili büyük bir gösteri düzenlenir. Gerginliği yumuşatmak amacıyla hükümet 41 suçluyu serbest bırakır ve ittihatçı sanıkların duruşmalarına geçici olarak ara verilir. Mayıs sonlarında 78 tutuklu, genelde İttihatçı suçlular İngilizler tarafından Maltaya götürülür. Britanyalılar, Ermeni Soykırımı’nı gerçekleştirenleri yargılayacaklarına, kısa bir süre sonra İngiliz savaş esirleriyle takas eder.
Meline Anumyan’ın “Osmanlı basınına istinaden, Gençtürklerin 1919–1921 tarihli dava tutanakları” kitabında sadece Yozgat, Trabzon, Harput ve Büyükdere Ermenilerinin tehcir ve katliamlarıyla ilgili duruşmalar hakkında makaleler değil, aynı zamanda 1919 Nisan-Mayıs aylarında görülen “İttihat ve Terakki Partisi” üyelerinin duruşmaları hakkında da yazılar bulmaktayız.
Bu kitap tercüme edilmeye layıktır ve en başta da Türkçeye, Türkler için.
08–06–2011
http://www.report.am/news/society/meline-anumyan-menagrutyun-cexaspanutyun.html
 
Üst